TÜM MEMURLARIN SAYFASI

EĞİTİMCİLER İÇİN ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDAN DERLENMİŞ HABERLER

"Tarih bilgisi iyi olanları alıp, resim yapma yeteneği olanların yüzüne bakmayan sınav sisteminin 'doğru' olduğu söylenemez. 'Devlete memur yetiştirme' düşüncesi aşılmalı!"

Faik Akçay/Radikal

ÖSS amacına hizmet etmiyor

Öğrencilerin 11 yıl içinde öğrendiği bilgileri, 195 dakika içinde ölçme olanağı yoktur. Sınav süresince yaşanacak en küçük bir gerilim, öğrencinin tüm yaşamına etki eden sonuçlar doğurmaktadır. Sınavda sorulan hiçbir sorunun ezber sorusu olmaması gerekir. Bu başarılamamaktadır.

Sınav yapmanın amacı, yükseköğrenim kurumlarında okumak isteyenler arasından bir eleme yaparak, istenilen sayıda gencin yükseköğrenim kurumlarına yerleşmelerini sağlamaktır. Eğitim sistemi ezbere dayalı bir sistemdir. Öğrencilerin düşünme yeteneklerini geliştiren bir sistem değildir. Bu sistem içinde yetişenlerin arasından, zekâ düzeylerine göre bir seçim yapılamaz. Soruların düşünme yeteneğini ölçmek için hazırlandığını düşünelim. Düşünme yeteneği, belli koşullarda, bu yeteneğin gelişebileceği ortamlarda kazanılabilen bir yetenektir. Türkiye'de uygulanan eğitimin içeriği, konuları, bilimsellikten uzak oluşu, eğitim kurumlarının fiziksel ortamlarının yetersizliği, sistemin eğitim algısı, gençlerin düşünme yeteneklerini geliştirmekten uzaktır.
2005 yılı üniversite giriş sınavında 57 bin 163 öğrencinin sıfır puan alması, sınavların düşünme yeteneğini ölçmekten uzak olduğunun en iyi kanıtlarından biridir. 2005-ÖSS'ye giren 7 bin 304 okul birincisinden, 2 bin 131'i hiçbir yere yerleşemeyerek açıkta kaldı. Lise birincilerinin yüzde 26'sı hiçbir yere giremedi. Bu sınavda, her dört lise birincisinden birinin hiçbir yükseköğrenim kurumuna giremediğini göstermektedir. Bu durumun geçmiş yıllarda daha acıklı sonuçlar verdiği görülmektedir. 2004 yılı ÖSS sınavında, lise birincilerinin yüzde 67.4, 2003 ÖSS sınavlarında yüzde 65.4'ünün bir yükseköğrenim kurumuna yerleşememiş olmamsı, ÖSS sınav sisteminin, öğrencilerin düşünme yeteneklerini ölçmekten çok uzak olduğunun kanıtıdır.

1980 yılında üniversiteye 466 bin 963 aday başvururken bu sayı 2005 yılında 1 milyon 851 bin 618 adaya yükselmiştir. 2005 yılında, yükseköğretime başvuran her 100 adaydan yaklaşık olarak dokuzu önlisans, 11'i lisans ve 12'si, kontenjan sınırlaması olmayan açık öğretim programlarına yerleştirilmiştir. Bu sayılar 2005 yılında yükseköğrenim kurumlarında okumak için sınava giren her üç adaydan ikisinin elendiğini göstermektedir.

Türkiye'de, genç nüfus oranının büyük oluşuna karşın yükseköğretimde okullaşma oranının düşük oluşu, üniversite önünde önemli oranda bir yığılmaya yol açmaktadır. Yükseköğretime olan istemin bir başka nedeni de eğitim ve işlendirme (istihdam) arasında var olan sayısal ilişkidir. Yükseköğrenim kurumlarına girmek için önlerine duvarlar dikmeye kalkmak, bu en büyük ayıplarından biridir. İlköğretim süreci, ilgi ve yeteneklere göre yönlendirme yapılmalıdır. ÖSS, milyonlarca gencimizin geleceğini karartan, ruhsal yönden yıkıma uğramalarına neden olan sonuçlar doğurmaktadır. İlköğretim ikinci sınıftan başlayarak, ortaöğretim son sınıfa dek 10 yıl sınavı kazanmak için koşullanan bir öğrencinin, sınavı kazanamayınca uğradığı yıkımın boyutlarını ölçme olanağı yoktur. ÖSS'ye hazırlanan gençler potansiyel kalp hastası olması bunun önemli göstergelerinden biridir.

Mühendislik fakültesine ya da tıp fakültesine gidecek adayın, yer şekillerinin, Otlukbeli Savaşı, Edirne Antlaşması'yla ilgili bilgilerini ölçmenin ne işe yaradığını anlamak zordur. Sınavlarda öğrencilerin akademik, ansiklopedik bilgilerini ölçerek seçim yapmanın doğru bir yöntem olmadığı açıktır. Öğrencilerin Türk dilini kullanma, sorun (problem) çözme yeteneklerini, tarih, ülkenin ve dünyanın yeryüzü koşullarını bilme, din kültürü bilgilerini ölçebilirsiniz. Ancak, uygulanan sınavlarda, hiçbir öğrencinin resim yapma, beden eğitimi yeteneklerini ya da ruhsal yapılarını ölçme olanağı yoktur. Tarih bilgisi iyi olanı alıp resim yapma yeteneği olanın yüzüne bile bakmayan bir sınav sisteminin, doğru bir sistem olduğunu söyleme olanağı yoktur. Devlete memur yetiştirme düşüncesinin ötesine geçerek, bilim ve teknolojiye uyum sağlayacak, mal ve hizmet üreten insanlar yetiştirme çabasında olunmalıdır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır