İşte Günümüzün Çalıkuşları

Anadolu'nun dört bir tarafına yayılmış, eğitim ordusunun ama en önemli neferleri, köy öğretmenleri... İşte 12 köy öğretmenin fotoğraflarla kısa kısa yaşadıkları... Düşük maaşları, çok sınıflı derslikleri, soğuk lojmanları, tezekle ısınan dershaneleri ve fedakârlıklarıyla kervan geçmeyen yolların yolcuları onlar. Biraz hatırlanmak, biraz önemsenmek ama en çok da sevilmek istiyorlar.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum/ Bütün çiçekleri getirin buraya/ Ben bir köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım/ Bir bahçe suluyorum gönlümden...
Ceyhun Atuf Kansu köy öğretmenlerini anlattığı şiirinde, Cumhuriyet'in en önemli mimarlarının son sözlerini böyle dillendiriyordu. Köy öğretmenleri sadece şiirlerde değil, bazen Reşat Nuri Güntekin'in kaleminde "Çalıkuşu Feride" olarak, bazen de köylerden at sırtında öğrenci toplayan Sıdıka Avar olarak yer ettiler hafızalarımızda. Eğitim yılının ikinci haftasında teybimizi Anadolu'nun dört bir yanından köy öğretmenlerine uzattık.

Üç sınıf aynı derslikte
ADANA
Orada bir köy öğretmeni var uzakta...Adana'nın İmamoğlu ilçesine bağlı Faydalı Köyü öğretmeni Yalçın Alçiçek, 13 yıldır köy çocuklarıyla iç içe olan idealist bir öğretmen. Ağrı'daki bir köyde başlayan meslek yaşamının hepsi köylerde geçmiş. 40 haneli, tek sınıflı, 20 öğrencili köye gitmek için her sabah 06.00'da Adana'dan yola çıkıyor. Eleşkirt'in Dolutaş Köyü'nden, Varto'nun Tepeköy'üne, Diyarbakır'ın Uçkaya Köyü'nden Faydalı Köyü'ne gelen yolculuğunda onlarca anısı var Yalçın Alçiçek'in. Tabii ki çok büyük zorluk çekmiş ilk aylarda. Soğuk, dil, iletişim sıkıntısı ve birleştirilmiş sınıflar. Şimdi de üç ayrı sınıfa aynı anda ders veriyor: "Üç ayrı yaş, üç ayrı algı. Çok zor ama artık tecrübeliyim," diyor. Yalçın öğretmenin eşi Funda Alçiçek de öğretmen. Eşi İmamoğlu'nda, kızları Asmin ve Berfin Adana'da, kendisi Faydalı'da. Yalçın öğretmen, Ağrı'nın soğuğundan sonra iki yıldır Adana'nın sarı sıcağına alışmakta biraz zorluk çekmiş: "Ama hiç dert değil. Köy çocuklarına bakınca, kızlarım için nasıl bir öğretmen istiyorsam öyle olmaya çalışıyorum."

'Öğrencilerimi sırtımda köprüden geçiriyordum'

ANTALYA.

'Öğrencilerimi sırtımda köprüden geçiriyordum'Alanya'ya 25 kilometre uzaklıktaki Soğukpınar'ın altı yıllık öğretmeni Canan Doğan Kaya, meslekteki 11. yılını tamamlamış. Köye gelir gelmez kulübe görünümündeki okul binasını yıktırıp, yerine beş derslik bir binanın yapılmasını sağlamış, hem de tek başına: "O kadar köhneydi ki, bahçede tozdan göz gözü görmüyordu, öğretmen masası sallanıyordu." Ona göre köyde öğretmen olmanın en önemli zorluğu eğitim yetersizliği ve maddi güçlükler, avantajı ise doğa ile iç içe olmak. Şehirde çalışmayı hiç düşünmemiş, mesleğe ilk başladığı ve çocukları azgın akan Alagöz deresinden taşıdığı yıllarda bile. Neyse ki, bir köprünün yapılmasına önayak olmuş da bu yükten kurtulmuş. Ancak onun da sorunları yok değil: "Maaşlarımız yetersiz. Ancak zorunlu ihtiyaçlarımızı karşılayabiliyoruz." Şehre beş kilometre yürüdükten sonra, bir motosiklet ya da traktörle, ama çoğu kez yaya olarak gidebiliyor. Şimdi okulunun bütün sınıflarında televizyon var, öğrencilerin kırtasiye giderlerini rehberlerin gezdirdiği turistler karşılıyor, tek eksikleri ise bilgisayar.

'Her şeyi stokluyoruz'

DENİZLİ.

'Her şeyi stokluyoruz'Murat Aslanyılmaz, Denizli'nin Çan ilçesinin Hançalar köyünün öğretmeni. 41 yaşındaki Murat öğretmen, 1.5 yıldır Hançalar'da. İki çocuk babası olan Murat Aslanyılmaz, öğrencilerin sosyal yönünün zayıf olmasının, karşılaştığı en büyük sorun olduğunu söylüyor. Ancak bir yandan da köy çocuklarının gelenekten gelen terbiye kurallarına uymalarının kendisini çok rahatlattığını belirtiyor. Tayininin köye çıkacağını düşündüğünde ilk aklına gelen şey, köyde sıkılacağı olmuş. Şehrin imkanlarının çok fazla olduğunu, köyde ise her şeyi stoklamak gerektiğini söyleyen Murat öğretmen, şehre ancak ayda bir gidebildiğini belirtiyor. Zaten maaşın ancak böyle yeterli olabildiğini de eklemeden edemiyor. Sıkıntılarına rağmen köyde yaşayan insanların daha az kirlendiğini, gencecik fidanlar yetiştirmenin çok tatmin olucu bir şey olduğunu ifade ediyor. Kente ilişkin özlemini ise, "Ailemle gidip bir lokantada oturmak, akşam serinliğinde parkları, marketleri, teknolojik marketleri dolaşmayı özlüyorum" diyerek dile getiriyor.

Öğretmen mi, hizmetli mi?

ERZURUM.

Öğretmen mi, hizmetli mi?Erzurum'un Ilıca ilçesine bağlı Kuşluk Köyü İlköğretim Okulu'nda görev yapan Nurşen Polat, tatilini yarıda kesip geldiği köyde okulunu yeni eğitim sezonuna yetiştirmenin telaşını yaşıyor. Personel yetersizliği nedeniyle görev yaptığı okulun hem öğretmeni hem hizmetlisi olan Nurşen öğretmen, 15 öğrencisine daha sağlıklı bir ortamda eğitim vermek için okulu boyuyor. Fedakâr öğretmen, görev yaptığı süre boyunca en çok ailesini ve hareketli şehir hayatını özlüyor. Okulu tadilattan geçirirken köylüden yardım alamadığını belirten Polat, "Köylüler bu dönemde tarlada ya da yaylada oldukları için köyde yardım edecek kimseyi bulamıyorum. Bazen öğrencilerim yardım ediyor," diye konuşuyor. Nurşen Polat, öğrencileri ile arasında kurduğu bağ nedeniyle Kuşluk Köyü İlköğretim Okulu'ndan başka bir bölgeye tayin istememiş. Görev yaptığı okulun ilçeye 10 kilometre uzaklıkta olması nedeniyle Ilıca'da konaklayan Nurşen Polat, geçtiğimiz dönem İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından bir maaşla ödüllendirilmiş.

'Bu meslek her şeye değer'

MANİSA.

'Bu meslek her şeye değer'Manisa Merkez'e Bağlı Yeniköy'de Yeniköy İlköğretim Okulu'nda sekiz yıldır görevini başarı ile sürdüren Nezahat Kaymak 40 yaşında, evli ve bir çocuk annesi. Sekiz yıldır aynı okulda öğretmenlik yapan Nezahat öğretmen okulunu şu cümlelerle anlatıyor: "Yeniköy İlköğretim Okulu ise henüz altı yıllık bir okul ve bir eksiği yok. Hatta okulumuz 2004-2005 eğitim ve öğretim yılında 16 öğrenci ile Anadolu liselerine en fazla öğrenci veren okul ödülünü almıştı." Hükümetin memur maaşlarına önerdiği yüzde 4 oranını çok az bulan Nezahat öğretmen, köylülerle hiçbir uyum sorunu yaşamamış. Eşinin işi nedeniyle şehirde yaşayan Nezahat öğretmen, yol kendisini yormasına rağmen, "Bu meslek buna değer," diyor. Şimdiye kadar hep köy okullarında çalıştığı için şehirde koşulları bilmediğini anlatan Nezahat Kaymak, "Ancak çok farklı olduğunu sanmıyorum. AB uyum sürecinde olan ülkemizde özellikle de Ege Bölgesi'nde artık o bilindik köy manzaralarının olduğuna inanmıyorum," diye konuşuyor.

'Köy öğretmenliği huzur demek'

DİYARBAKIR.

'Köy öğretmenliği huzur demek'Güneydoğu'nun en ücra köşelerinden biri Meydan Köyü... Karı koca Mustafa ve Naciye Çolak bu köyde 7 yıldan bu yana öğretmenlik yapıyor. Hem de sadece bir kez yaz tatili yaparak. 34 yaşındaki öğretmen Naciye Çolak Dicle Üniversitesi Fransızca bölümü mezunu. İki çocuk sahibi Çolak çifti iki odası, mutfağı, banyosu ve tuvaleti olan okulun hemen yanı başındaki lojmanda yaşıyorlar. İçme suyu kısıtlı olan köyde yaşam zor olsa da alıştıklarını belirtiyorlar: "İlk geldiğimde ilçeye veya Diyarbakır'a iki haftada bir gitmezsek sıkılıyordum. Ama yıllar geçtikçe kente gidişlerimiz iki ayda bire düştü. İhtiyaçlarımızı da aylık veya 2 aylık alıyoruz. İlaç stoğu bile yapıyoruz." Naciye Çolak'ın eşi Mustafa Çolak iki derslikli Meydan Köyü İlköğretim Okulu'nun müdür vekili. Ataması yapıldığında yadırgamadığını belirten Mustafa Çolak, "Köy yaşantısını hep merak ederdim. Ve bu yaşantıyı seviyordum. Huzur buluyorum burada," diye konuşuyor.Aynı köyde öğretmen olan Mehmet Çokur'un da tüm yaşamı burada geçiyor. 55 haneli ve Diyarbakır'a 62, Çınar'a ise 32 kilometre mesafede olan Meydan Köyü'nde mutlu ve huzurlu bir yaşam sürdüğünü ifade ediyor Mehmet Çokur. Askerliğini bile bu köyde yapmış. Meydan Köyü'nde sadece öğretmen lojmanın kapısında telefon çekiyor. Lojmanın içinde cep telefonu çekmiyor. Öğretmenler buna da çözüm bulmuş. Cep telefonları kapıya asılmış. İçeriye uzun bir bağlantı kablosu çekilmiş. Telefon çaldığında kulaklık takılıp görüşme öyle yapılıyor.

'Bu köy benim için şans'

BURSA.

'Bu köy benim için şans'Osmanlı'nın ilk köyü olarak bilinen Bursa'nın Yıldırım İlçesi'ne bağlı Cumalıkızık'ın öğretmeni 44 yaşındaki 11 yıllık öğretmen Server Pehlivan, en önemli sorununun velilerin ilgisizliği olduğunu söylüyor. Köydeki iki lojmandan faydalanamadığını, evlerin tamamının tarihi değer taşıdığı için kiralık ev bulamadığını ve Bursa'da ev tutmak zorunda kaldığını anlatan Server Pehlivan, her gün yaklaşık 50 kilometre yol kat ediyor. Eşi de kentte bir ilkokulda öğretmen. Öğrencilerini kendi evladıymış gibi gördüğünü anlatan Server öğretmen, köy çocuklarının oyunlarının bile şehirdeki çocuklardan farklı olduğunu, zaman zaman kenti özlediğini anlatıyor.

'Maaşlarımız çok düşük'

IĞDIR.

'Maaşlarımız çok düşük'Iğdır merkeze bağlı Erhacı Köyü'nün beş yıllık öğretmeni Oktay Maral, 3 bin 500 nüfuslu köyde okulun dış cephe duvarlarını yenilerken takılıyor objektiflere. Iğdır Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından gönderilen pano ve benzeri malzemeleri sınıflara yerleştiren Oktay Maral, temizliğini yaptığı sınıfa paspas dahi atıyor. Malzeme sıkıntısı nedeniyle tam kapasiteli eğitim veremediklerini dile getiren Oktay öğretmen, aldığı maaşın yaptığı işin karşılığı olamayacağını belirtiyor. Oktay öğretmen, "Özellikle kız çocuklarının okumasının önemini anlatmaya çalışıyorduk ancak başarılı olamıyorduk. Köylü son yıllarda hatasını anladı ve çocuklarını okula göndermeye başladı," diye konuşuyor. 
 

'Okula hizmetli istiyoruz'

NEVŞEHİR.

'Okula hizmetli istiyoruz'Nevşehir'in Acıgöl İlçesine bağlı, Karacaören köyü Cumhuriyet İlköğretim Okulu'nda sekiz yıldır sınıf öğretmenliği yapan Fatma Yılmaz, köylülerin çocuklarını okul yerine tarlaya götürdüklerini söylüyor. Aynı okulda beş yıldır sınıf öğretmenliği yapan Ramazan Yeşil karşılaştığı sorunları şöyle anlatıyor: "Köy halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve kız çocuklarını okula göndermedeki isteksizlik, köydeki eğitimin zorlukları arasında sayılabilir." Özyayla Köyü İlköğretim Okulu'nda 11 yıldır görev yapan Oktay Çetin köy okullarında hizmetli olmamasını önemli bir sorun olarak ifade ediyor. Basansarnıç Köyü İlköğretim Okulu'nda iki yıldır sınıf öğretmenliği yapan Yunus Keleş, çocuklarını ufkunu açmada zorlandıklarını söylüyor. Ancak köyde çalışmanın kendisini stresten uzaklaştırdığını da ekliyor.

'Şehirli çocuklar şanslı'

MARDİN.

'Şehirli çocuklar şanslı'Mardin'e bağlı Cevizpınar Köyünde üç yıldır görev yapan Siverekli Gülsüm Uçar (27), burada tanıştığı Muğlalı meslektaşı Birol Uçar (28) ile hayatını birleştirmiş. Okula ait lojmanda yaşayan genç çift hayatlarından çok memnun. En büyük sıkıntıları ise, çoğu eğitimsiz olan köy halkının kız çocuklarını okula göndermek istememeleri. Köyde görev yapmaktan çok memnun olan öğretmen çift, haftada iki defa ihtiyaçlarını gidermek üzere şehre iniyor. Şehirdeki çocukların okula bir şeyler bilerek geldiğini, ama köydekilerin böyle bir şansının olmadığını söyleyen Uçar çifti, köye fazlasıyla uyum sağlamış.

Velilerin de öğretmeni

SAMSUN.

Velilerin de öğretmeniSamsun Merkez'e bağlı Başkonak köyünde beş yıldır görev yapan Mehmet Tuğrul Başpınar, aslen Kütahyalı ve iki çocuk babası. Köyün imkânsızlıklarının eğitimin düzeyini de etkilediğini söyleyen Mehmet öğretmen, "Sadece öğrencilerin değil, velilerin de öğretmeniyiz. Kızını evlendirecek olan da, küs olduğuyla barışmak isteyen de gelip bize akıl danışıyor," diye konuşuyor. Öğretmen olan eşinin kentte yaşadığını söyleyen Başpınar, "Okulun bir işi olduğunda köylüyle el ele vererek hemen tamamlıyoruz," diyerek dayanışmaya işaret ediyor. Samsun'a 15 günde bir gittiğini ve ailesiyle bir gün hasret giderebildiğini söyleyen Mehmet öğretmen, en çok sinemaya gitmeyi özlüyor.

11 öğrencisiyle mutlu

YOZGAT.

11 öğrencisiyle mutluYozgat'ta Koyunculu Köyü İlköğretim Okulu'nun genç öğretmeni Ergün Çelik (25), azmi ve yüklendiği sorumluluk ile örnek teşkil ediyor. Okul sonrası ilk meslek yeri olan Koyunculu Köyü İlköğretim Okulu'nun tek öğretmeni olan Çelik, her türlü görevi çekinmeden yapıyor. Ergün Çelik kışın okul sobası yakıp yerleri süpürüyor, aynı zamanda yüklendiği müdürlük görevini en iyi şekilde yürütüyor. Bir sınıf, iki oda, tuvaletlerden oluşan küçük köy okulunda öğrencilerle birlikte olmaktan son derece mutlu olduğunu söyleyen Çelik, "Birleştirilmiş eğitim sisteminin uygulandığı okulumuzda yeni eğitim yılında 11 öğrencimle birlikte güzel bir eğitim yılı geçireceğime inanıyorum," diyor. Çelik, boş vakitlerini değerlendirmek için ektiği bahçesinin şimdi meyve ve sebzelerini topluyor. Sabah ve akşamları kümesindeki tavuk ve civcivlerinin bakımını yapan Çelik, köyde yaşamanın renkli yanlarını keşfetmenin de mutluluğunu yaşıyor. Ancak bütün bunlara rağmen köyde tek öğretmen olmaktan da çok hoşnut değil.

Yorum Yaz