TÜM MEMURLARIN SAYFASI

EĞİTİMCİLER İÇİN ÇEŞİTLİ KAYNAKLARDAN DERLENMİŞ HABERLER

Eğitim sendikaları arasında son dönemde ortaya çıkan kırgınlık ve kavga ortamı büyümeye başladı. Daha önce iki sendika arasında gündeme gelen kavgaya Eğitim-İş de katıldı. Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli bir açıklama yaparak, diğer sendikaların tutumlarını eleştirdi. Adıbelli, “Umutları kırıyor, yılgınlık yaratıyorsunuz. Onlardan aldığınız gücü işverenin ayaklarının altına seriyorsunuz” diyerek sendikaları uyardı.

- Eğitim sendikaları arasında son dönemde ortaya çıkan kırgınlık ve kavga ortamı büyümeye başladı. Daha önce iki sendika arasında gündeme gelen kavgaya Eğitim-İş de katıldı. Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli bir açıklama yaparak, diğer sendikaların tutumlarını eleştirdi. Adıbelli, “Umutları kırıyor, yılgınlık yaratıyorsunuz. Onlardan aldığınız gücü işverenin ayaklarının altına seriyorsunuz” diyerek sendikaları uyardı.

Eğitim-İş Genel Başkanı Yüksel Adıbelli yaptığı açıklamada, Milli Eğitim Bakanı’nın “gözü kara kadrolaşma” inadı yüzünden yıllardır adil bir yönetmelik hazırlamaktan ısrarla kaçındığını savunarak, benzeri görülmemiş bir dayatma sürecinin yaşandığını söyledi. İktidarın, adil bir yönetmelik isteyen eğitim emekçisini, haksız ve hukuka aykırı “buyruklarına” baş eğmesi konusunda “terbiye” etmeye çalıştığını söyleyen Adıbelli, “Burada dikkat çekmek istediğimiz husus, eğitim emekçisinin maruz kaldığı ve yarattığı etki bakımından daha önce karşılaşılanlardan çok daha sarsıcı olan saldırıya karşı, geniş örgütlülüğe sahip sendikaların verdiği karşılıktır. Ağızlarını her açtıklarında ‘direniş’ten, ‘söke söke almak’tan bahseden bu sendikalar, varlıklarını en çok hissettirmeleri gereken bu dönemde maalesef üzüntü verici bir yaklaşım ortaya koydular” dedi. Fazla üyeye sahip bu sendikaların tutumunun kaygı verici olduğunu zaman zaman ifade ettiklerini belirten Adıbelli, siyasi otoritenin, Eğitim İş’in tavizsiz tutumu karşısında defalarca geri adım attığını, rakip sendikaların ise teslimiyet psikolojisi içine düştüğünü söyledi. Sendikal çıkarları bir yana bırakarak bu sendikaları ortak hareket etmeye davet ettiklerini anımsatan Adıbelli, davete karşılık ise yanıt alamadıklarını kaydetti.

-“DİZLERİNİZ NASIR BAĞLADI”-

Sendikaların yönetici atama yönetmeliği konusundaki tutumlarının “trajikomik” olduğunu ifade eden Adıbelli, “Gelinen nokta sözün bittiği yerdir. Ortak hareket edip emekçileri aşağılayanlara verilebilecek en ağır yanıtı verelim, çalışanların özlemlerine uygun bir yönetmeliği bedeli ne olursa olursun söke söke alalım diyoruz, kaçıyorlar. Kaçmak bir yana, gidip işverenin önünde diz çöküp, ona yalvarıyorlar. Kalkın ayağa, nasır bağladı dizleriniz. Anladık, bir şey yapabilecek gücünüz yok. O zaman gölge etmeyin, susun, açmayın ağzınızı, ihanet etmeyin çalışanlara. Umutları kırıyor, yılgınlık yaratıyorsunuz. Onlardan aldığınız gücü işverenin ayaklarının altına seriyorsunuz” dedi.

-“GÖREVİNİZİ HAKKANİYETLE YAPIN”-

Milli Eğitim Bakanlığı’nı ve Personel Genel Müdürü’nü sorumluluklarının gereğini yapmaları konusunda uyaran Adıbelli, “önlerinde diz çökenlerin gövdelerine bakıp rehavete kapılmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi. MEB’den hakkaniyetli bir yönetmelik istediklerinin altını çizen Adıbelli, adil bir yönetmelik yürürlüğe girene kadar, ödenecek “bedel” ne kadar ağır olursa olsun bu “defteri” asla kapatmayacaklarının vurguladı. Adıbelli, “Dayatmanın sona ermemesi halinde yaşanacaklara hep birlikte tanıklık edeceğiz” uyarısında bulundu.

-“YARGI YOLUNA TEKRAR GİDEBİLİRİZ”-

Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği’nde yer alan hukuka aykırılıkları ve sınav konusundaki hassasiyeti Danıştay’ın huzurunda savunmayı sürdürdüklerini ifade eden Adıbelli, “Umarız bu konuda da son gülen, adalet isteyen emekçiler olacaklardır. Dilenerek değil, dik durarak peş peşe elde edilen hukuki kazanımlarımızla ‘zorunlu olarak’ yeniden yürürlüğe sokulan EK-2 Değerlendirme Formu’nda genel olarak iyileşme yapılmıştır. Ancak buna rağmen eksiklikler de mevcut” dedi. Adıbelli, Danıştay’da takip edilen ana davaya bağlı olan formun yargıya taşınıp taşımayacağına ilişkin olarak ise kısa süre içinde kamuoyuna açıklama yapacaklarını duyurdu.

Anka Haber Ajansı


Milli Eğitim Bakanlığı Yönetici Atama Yönetmeliği'nin yargıdan dönmesi nedeniyle 25 bine yakın yönetici 4 yıla yakın süredir vekaleten görevlerine devam ediyor. Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, yönetmeliğin uygulanması ile ilgili genelgenin hazırlandığını bildirerek, bu hafta içinde genelgenin illere gönderileceğini açıkladı.

Sendika yöneticileri ile biraraya gelen Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın, yönetici adayı binlerce öğretmenin beklediği müjdeyi verdi. Yalçın, yönetmeliğin uygulanması için bir an önce ilgili genelgenin yayınlanmasını isteyen Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk'a, genelgenin hazırlandığı ve bu hafta içinde il'lere gönderileceği bilgisini verdi. Toplantıda Koncuk, tüm münhalların acil olarak duyuruya çıkarılmasını, bu konuda inisiyatifin ise valiliklere bırakılmaması gerektiğini Genel Müdür Yalçın'dan istedi. Münhal idareciliklerin duyurulup duyurulmaması yetkisini valiliklere bırakan genelge ile ilgili dava açtıklarını Yalçın'a hatırlatan Koncuk, idarecilikler konusunda yeni iptaller arzu etmediklerini bu sebeple, genelgede bu durumun net olarak yazılması gerektiğini Genel Müdür Yalçın'a anlattı.

Milli Eğitim Bakanlığının yeni hukuki problemler yaratacak uygulamalardan titizlikle kaçmasını istediklerini belirten Koncuk, “Yönetici atama konusu artık kanayan bir yara haline gelmiştir. Başta Milli Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik olmak üzere, tüm yetkilileri, bu konuda, daha hassas davranmaya ve sendikaların taleplerine kulak vermeye davet ediyoruz” çağrısında bulundu.

(ANKA)
<_script /><_script />

Milli Eğitim Bakanlığı sözleşmeli öğretmen alımlarına hız kesmeden devam ederken 13 bin öğretmen adayını sözleşmeli olarak atamaya hazırlanan Bakanlığın atanacak adaylara 5 yıllık doğu görevi sürprizi yapacağı iddia edildi.

Sözleşmeli öğretmen atamaları devam ederken, 5 Kasım’da yapılacak atamaların çoğunluğunun doğu illerine yapılacağı açıklandı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın ise bu atamalarda doğu illerine giden öğretmenlere 5 yıllık sözleşme imzalattıracağı iddiası ortaya çıktı. İddialara göre, sözleşmeli atanacak öğretmenler, bazı doğu illerinde 5 yıllık sözleşme imzalatılarak, aynı şehirde “çakılı” kalmaya mecbur bırakılacak. Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu’nun basına yansıyan açıklamalarına da dikkat çekilirken, Nasuhbeyoğlu yaptığı bir açıklamada, “Bütün Hakkâri için sevindirici olan bir açıklama yapıyorum. Önümüzdeki günlerde Hakkâri ilimize 5 yıl burada kalacak şekilde 561 öğretmen tayini olacak. 1-2 ay önce yapılan sınıf ve branş öğretmen atamalarına ilave olarak çok miktarda yine sınıf ve branş öğretmeni tayini olacak” demişti.

Türk Eğitim-Sen tarafından yapılan açıklamada, “Ülkemizde sözleşmeli öğretmenlik durumunun hangi boyutlara ulaştığını hayretle takip ediyoruz ve sonuçlarının gelecekte ne büyük olumsuzluklara sebep olacağını üzülerek ancak yılmadan dile getirmeye devam ediyoruz” denildi. Sosyal hukuk devletinin, kişilerin huzur ve refahını gerçekleştiren, teminat altına alan devlet anlamına geldiğine işaret eden sendika, “Dikkatle incelendiğinde görülecektir ki, Milli Eğitim Bakanlığı, Cumhuriyetimizin temel niteliklerinden sayılan ‘sosyal hukuk devleti’ ilkesini ısrarla göz ardı etmekte ve çalışanlarını mağdur etmeye devam etmektedir. Sözleşmeli öğretmenlik adı altında binlerce öğretmeni iş güvencesinden yoksun ve pek çok haktan mahrum olarak çalıştırmaya devam ederek sosyal adalet ilkesini hiçe saymaktadır” açıklamasında bulundu.

(ANKA)
<_script /><_script />

Üniversitelerden çeşitli nedenlerle ilişiği kesilen öğrencilere “af” olanağı sağlayan 5806 sayılı “Yükseköğretim Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa ile 7 Haziran 1995 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun üniversitelerden ilişiği kesilenlere yeni bir hak verilecek.

Kanuna göre, yükseköğretim kurumlarında hazırlık dahil bütün sınıflarda intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans, pedagojik formasyon, lisans üstü, tıpta uzmanlık ve sanatta yeterlik öğrenimi gören öğrencilerin hepsi aftan yararlanabilecek. 7 Haziran 1995 tarihinden, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar, kendi isteği ile ilişikleri kesilenler dahil her ne sebeple olursa olsun ilişiği kesilenler ile kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 aylık başvuru süresi içerisinde ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvuruda bulunmaları şartıyla aftan yararlanabilecekler. 1980 sonrası çıkartılan aflardan hiç bir şekilde yararlanmayanlar da bu kanun kapsamında aftan yararlanacak. Başvuruda bulunanlar, ilgili yükseköğretim kurumları tarafından, 2 aylık başvuru süresinin dolması beklenmeden de bu haklardan yararlandırılabilecek.

Bir yükseköğretim kurumu adına, yurt içinde başka bir yükseköğretim kurumunda lisansüstü öğrenim yapanlardan, başarısız olmaları nedeniyle ilişiği kesilenler de af kapsamında değerlendirilecek.

-AFTAN YARARLANANLARA SINAV VE DEVAM HAKKI-

Ön lisans ve lisans düzeyinde ilişiği kesilenlere devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir dönel devam etme hakkı, eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı verilecek. Devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 4 sınav hakkı, istemeleri halinde başarısız oldukları derslere 1 eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı, devam zorunluluğu bulunmayan dersler için ise 4 sınav hakkı tanınacak.
Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için 2 yıl tez hazırlama süresi, doktora yeterlik sınavına girebilmek için yabancı dil sınavında başarısız olanlara 3 sınav hakkı tanınacak. Sanatta yeterlik veya tıpta uzmanlık alanlarında başarısız olanlara ise başarısız oldukları derslerden laboratuar ve uygulamalı derslere devam ve eksik rotasyonlarını tamamlamaları şartıyla 3 sınav hakkı tanınacak.

-LİSANS ÜSTÜ DÜZEYDE İLİŞİĞİ KESİLENLER-

Lisans üstü düzeyde ilişiği kesilenlere devam şartını yerine getirmedikleri dersler için bir eğitim-öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı ve 3 sınav hakkı tanınacak. Devam şartını yerine getirip başarısız olanlara, başarısız oldukları dersler için 3 sınav hakkı verilirken, istemeleri halinde bu dersleri değiştirerek bir eğitim öğretim yılı, dönemlik dersler için bir dönem devam etme hakkı, yeterlik için 3 sınav hakkı verilecek.
Yüksek lisans öğrencileri için bir, doktora öğrencileri için de 3 yıl tez hazırlama süresi verilecek. Not ortalaması nedeniyle mezun olamayanlara, istedikleri 3 dersten not yükseltmek için 2 sınav hakkı alabilecekler.

-TUTUKLULAR DA YARARLANABİLECEK-

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerliğini yapanlar terhislerini, gözaltında, tutuklu veya hükümlü olup da ceza infaz kurumlarında bulunanlar ise bu hallerinin sona ermesini takip eden 2 ay içinde ilgili yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde aftan faydalanabilecekler.

-DAVALIK OLANLAR DA AFTAN FAYDALANACAK-

Başvuru süresi sonuna kadar yükseköğretim kurumlarınca haklarında ilişik kesme işlemi uygulanan, yükseköğretim öğrenimi gören öğrencilerden, ilişik kesme işlemine yargı yoluna başvurmuş olanlar da başvurmaları halinde yeniden kayıt yaptırma hakkına sahip olacak. Davanın, davacının aleyhine sonuçlanması, öğrencinin aftan yararlanmasına engel olmayacak.
İlişiklerinin kesildiği kurumlara dönmeleri mümkün olmayanlardan vakıf yüksek öğretim kurumlarına kayıt yaptıranlar, istedikleri yüksek öğretim kurumlarına yönlendirilecekler. Birden fazla kurumdan ilişiği kesilen gençler ise üniversitelerden birisine başvuruda bulunabilecek.

-AF İLE ÜNİVERSİTEYE DÖNENLERE “YIL KAYBETMEMİŞ” İŞLEMİ YAPILACAK-

Af kapsamında verilen sınav ve devam hakkının kullanılması sonunda başarılı olanların öğrenciliğe girişleri yapılacak ve haklarında, yıl kaybetmemiş öğrenciler gibi işlem yapılacak.

Başarısız olunan derslerin programdan çıkarılmış olması halinde bu derslerin yerine, ilgili yükseköğretim kurumu tarafından başka dersler belirlenecek.
Pedagojik formasyon programını tamamlayamayanlar için 3 sınav hakkı verilecek, yapamadıkları uygulamalar için ilgili yükseköğretim kurumu tarafından devam imkanı sağlanacak.

Lisansüstü öğrenimlerini tamamlayamadıkları için yükseköğretim kurumlarındaki görevlerine son verilenler, kendilerine tanınan haklardan yararlanarak, öğrenimlerini verilen sürede tamamlamaları kaydıyla, mezuniyetlerinin ardından 30 gün içinde YÖK'e başvuracak. Başvurunun ardından 2 ay içinde adına öğrenim gördükleri yükseköğretim kurumuna veya YÖK'ün uygun göreceği başka bir yükseköğretim kurumuna araştırma görevlisi olarak atanacak. Para borçları olanların bu borçları, hizmet borcuna dönüştürülecek. Bu kişilerin haklarında başlatılan takibat ise öğrenimleri süresince durdurulacak. Kanunun yürürlüğe girmesinden önce yapılan ödemeler ise iade edilmeyecek.

-AÇIKÖĞRETİM DE AFTAN FAYDALANACAK-

Açıköğretim fakülte ve yüksekokullarında, ön lisans, lisans tamamlama ve lisans programlarından kaydı silinenlere yeniden kayıt hakkı verilecek.
Lisans programlarına devam ederken çeşitli nedenlerle ön lisans diploması alarak kurumlarından ayrılanlar da bu haklardan yararlandırılacak.

-UZMANLAR DA AF KAPSAMINDA-

Eğitim ve Araştırma Hastaneleri ile Adli Tıp Kurumu’nda tıpta uzmanlık öğrenimi görmekte iken ilişiği kesilenler de başvuru süresi içinde Sağlık Bakanlığı’na veya Adli Tıp Kurumu’na başvurmaları halinde aftan yararlanacak.
Askere alınmaları gerekenler ise kanunda belirtilen hakları kullanmaları halinde tecilli veya tehirli sayılacak. Bu kanundan yararlanarak öğrencilik hakkı kazananların askerlik ve tecil işlemlerinde, Askerlik Kanunu'nun ilgili hükümleri uygulanacak. Bu kişilerin askerlik süresi boyunca öğrenim hakları dondurulacak.

-TSK VE POLİS AKADEMİSİNDEN ATILANLARA ÜNİVERSİTE ŞANSI-

GATA, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksek Okulları, polis akademisi ve bağlı yükseköğretim kurumlarında ön lisans ve lisans düzeyinde öğrenim görürken ilişiği kesilenler, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 2 ay içinde başvurmaları halinde YÖK tarafından askeri okullar dışındaki fakülte veya yüksekokullara yerleştirilecekler. Belirlenen yükseköğretim kurumlarınca intibakları yapılan gençler de diğer öğrenciler gibi bu haklardan yararlanacak.

(ANKA)
<_script /><_script />

Öğretmenler borcunu ödeyemeyince bankalar tarafından kara listeye alındı. Kredi kartını ödeyemeyip kara listeye alınan öğretmenlerin oranı yüzde 132 yükseldi.
Kamu çalışanlarının yüzde 43'ünü oluşturan, bir milyon kişilik eğitim ordusunun bankalarla başı dertte. Bağımsız Eğitimciler Sendikası’nın (BES), “Öğretmenlerin Genel Durumu Araştırması" kredi kartları borçları yüzünden kara listeye alınan eğitimcilerin oranının yüzde 132’ye yükseldiğini ortaya çıkardı. Sendikanın bin 55 eğitimciyle yaptığı araştırmada öğretmenlerin banka borcunun bir yıl öncesine göre yüzde 82 oranında arttığı belirlendi. Araştırmaya göre öğretmenlerin yüzde 47'si kredi kartları, yüzde 13'ü ise ev ve araba kredisiyle bankalara borçlandı.

YÜZDE 5’İN BORCU YOK

Eş, dost, arkadaş ve akrabalara borcu bulananların oranı yüzde 27 iken, mağazalara ve tanıdık esnafa borçlananların oranı ise yüzde 8'de kaldı. Borcu bulunmayan eğitim çalışanlarının oranı yüzde 5 olarak belirlendi. Rapora göre, İstanbul, Ankara ve İzmir'de çalışan eğitimcilerin daha çok borcu bulunuyor. Borçluluk sıralamasında, ıstanbul ve Ankara listeyi paylaşıyor. En az borcu bulunan eğitimciler ise daha çok köy ve taşrada yaşayanlar. Merkez Bankası verilerine göre bankaların tüketicilerden konut, taşıt ve diğer tüketici kredileri ile kredi kartı alacaklarının geçen yıllara göre 18,8 milyar YTL artarak yalnızca 2007 yılında 45,5 milyar YTL'ye yükselmiş durumda.

EN DÜŞÜK ÖĞRETMEN MAAŞI BiZDE

BES Başkanı Gürkan Avcı, diğer ülkelere kıyasla Türkiye’nin eğitimcilerinin durumunun kötü olduğunu belirterek, “Seçilen 5 ülke arasından en yüksek öğretmen maaşlarının verildiği ülke Danimarka iken, en düşük öğretmen maaşı veren ülke yine Türkiye'dir. Buna göre İrlanda'da bir ilkokul öğretmeni yılda toplam 53 bin dolar, Yunanistan'da 38 bin dolar, Portekiz'de ise 51 bin dolardır. Türkiye ile AB üyesi çeşitli ülkelerdeki öğretmenlerin aldıkları maaşlar karşılaştırıldığında aradaki büyük maaş uçurumu rahatlıkla görülebilir” dedi.
<_script /><_script />